
bir kişinin kendi kendine gelmesiyle oluşan gelmelere, kendinden geliş adını veriyoruz. bu tür eylemlilikler, evrensel bazda çok bir şey ifade etmez. bireyseldir. midyeler denizden pilavla çıkmazlar bile. böyle bir durum da vardır. insan gerçekten hayrete düşüyor bazen. insan hayatı ne kadar ilginç diye. kaç kere gizli gizli burun karıştırdığımızı düşünsek. ya da herhangi bir sıra varken, kenardan kenardan önlere doğru yardırdığımızı düşünsek. bireysellikten uzakta, ya kendini tatmin, ya da zeka pırıltısı zannedilen öncüllük hareketleri. uzaktan kumanda diye tabir edilen nesnenin sabit bir noktaya vurularak, pilinin yeniden şarj olacağını zanneden yine insanoğlu değil mi. kimbilir birgün inanıyorum hala. bir midye, ufacık bir kum tanesini inciye çevirebiliyorsa, pilavada çevirebilir. bu hayal gücünden öte, istenç bence. midye, bunu kafasına koymalı, bende ona gereken desteği göstermeliyim. bu aslında bu kadar basit. ekstrem bir örnekte değil açıkçası. açlığın vurduğu tokat dünyada milyara ulaşırken, hala gizli güçlere inanılıyorsa. masa üstünde dursun diye tasarlanan saatlerin, insanların uzuvlarını kopartacak güçlülükte bombalara dönüştüğü bu dünyada, hala yolda saati sorana cevap veriliyorsa, insanlık tarihi gerçekleri tam anlamıyla yansıtıyor demektir. bundan şüpheniz olmasın değerli pank arkadaşlar. yalnız burada ince bir nokta bulunmakta. insanlık tarihi hoş ve güzel. ancak hiçbir ders çıkarılmamış bu uzun ve güzel tarihten. aynı savaş, aynı devrim, aynı açgöz, aynı saf. netice itibariyle bu güzel tarihte leke gibi duran yaşanmış kötü şeyler değil. hala yaşanılıyor olması.