21 Mart 2009 Cumartesi

Boards of Canada

Can sıkıntısının otoriter olduğu gerçeğiyle yüzyüzesiniz. Herkesin belli periyotlarda yapacak herhangi bir şey bulamadığından yaşadığı bir durum. Tedavisiz bir hastalıktan bahsetmiyoruz dikkat arz ederim. Kıllandığı herhangi bir durumda septiklerin kralı olabilen insanoğlu, manasız şekilde sıkıntıya katlanmak zorunda kalıyor. Bir adam düşünün, dağ başında elektriksiz, postacısız, şarj aletsiz yaşıyor. Bazılarının antisosyal, bazılarının uygarlık dışı, çok azlarınında primitif diyeceği bu adam can sıkıntısı konusunda ne yapabilir. Uğraşla iştigal yapabileceği, biz uygarlık bağımlılarından daha çok şeyi var. Kalabalıklar içindeki biz, saniyede 2 kelime hızla mesaj yazabilme kaygısı taşırken, o adam sadece ve sadece hayatta kalma kaygısı taşıdığından, stress bazlı can sıkıntısına engel olabilir. Yaşamını sürdürebilme konusundaki kaygısı ise can sıkıntısı kaynağı olmaz, bilakis adrenalinle dolmuş bir bünyeyi yaşatma şevkiyle hayata tutunur. Avcılık, toplayıcılık, bitki üretimi, soğuktan korunma, gibi konvansiyonel diyebileceğimiz ve uygarlığın stresini azaltacağı aktiviteleri olabilir. Bizler; metroya yetişmek, tezi zamanında vermek, istihdam olunmak, kravat takmak, tayyör giymek gibi can sıkıntı kaynaklarıyla baş etmek zorundayız. Rekabet doğada da bulunan bir durum. Ancak şu an ki uygarlığın içindeki neokapital anlamda değil. Amaç yaşamak. Araç insan. Amacın araca tahakkümü söz konusu edilemez. Kralı öldürmek gerekir bazen. Kuralı koyan kraldır çünkü.

14 Mart 2009 Cumartesi

dayvan

insan nedir bilmez, ben de bilmiyorum bunu. kimdir, nedir? bir yerden gelen ilginç bir armoni insana. kusmak istediğin anı hatırladığında, güzel bir sabah ayak deymeleri. kim ki demiş; aslı Freud denen gereksiz zat'a kayıtlı; otoriteden üstün bünye, çarpıttığım cümle gibi yalan kendisi. farkettiğin şey bünye ile ilgili. insana Federico Aubele dinletip, ağlatır. bu duruma tırnak içinde güzel diyoruz. ben derim, gerisi çokta mantıklı değil mesela..