4 Eylül 2008 Perşembe

kayıp

anlamadığım durum oldu. olduğumuz veya olduğumu hissettiğim dürtüler geldi bana ya da bize. kuşatılmış gibi hissettim bazen. bazen dedim ki; bu ne ya, ben gayet hissedenim. hissedarlar sarmıştı etrafımızı. farketmedik. biz. biz ki, orta asyadan anadolu, biz ki elektronik. ve devinim. körelttiler. fark edemedik hiç birini. son derece akademik yaklaştılar. benim üzüldüğüm şu; kolaydı, yaklaştım, yakamı sıyıramadım. biz ki, hengame ve ortayı bulan yine de. her zaman saygılı, ama kanunsuz bir biçimde. hükmedeyen tek şey belki de bize, saf kan kadın kokusu. kurallı ve fermante. uyumlu, güzel kokulu, sarmaşık gibi saran kurallar kitabı. 'aman' dedim bazen. hiç işe yaramadı açıkçası. kurduğum hayalleri, çocukken oynadığım oyun gibi şekillendirdi kendisi. o da bunun farkında değil. bilmiyorum sonu ne. genel yargı der ki, o gider. gelmez. Kafka der; kim geldi ki, gitsin?. sorun mu bu? yoksa sorun ben mi? ben mi bu ? giderek içtik sanırım ve de denedik uzanmayı. ulaşamadığımız yere uzanmak gibisi yok bence. vardığında oraya, 'gelsene bi' dediğin an. andır senin için. gelmiş ya da gitmiş. aslına bakarsan önemli değil. zaten katlettiler bizi. düşünürsen biz kim? geçmiş olsun. artık onlardansın...

Hiç yorum yok: